30 Aralık 2010 Perşembe

Düşler



Düşler vardır satılmaz, derinde anlatılmaz
Yüreklerden silinmez, bazen de vazgeçilmez
Kapat gözlerini ve düşün, ipekten bir deniz
Pamuktan bir gökyüzü, iki tomurcuk yüreğimizde
Belki de sen ve ben ikimiz, birbirinin farkında gözlerimiz
Düşüncelerimiz, olmayacak hayallerimiz
ne alınır, ne satılır, para yerlerde sürünür
Geçtikçe şu günler, anladıkça hayatı
Birçok şeyin değeri küçüldükçe küçülür


Fikret Kızılok

27 Aralık 2010 Pazartesi

Heyecan


İsitiyorum
ve
Diliyorum;

"Henüz paketi açılmamış
 ve hiç kimsenin henüz görmediği bir
Gülüş'ü...

Öyle Kocaman,
Öyle Gerçek..."

Olsun İstiyorum  ve Diliyorum.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Çivi




Hep hatırımızdadır aslında uzaklıklar
Sonra o yakından tutunduğumuz, umutlar
Anlattığın o menekşenin
Hep bir hikayesi vardır
Bedelinin iki kişiye ait olduğu
İşte bende,
Bunları yazarken,
Aklıma mor bir menekşe saplandı ..
Çivi gibi bir hayalin en uzağında kalmak
Sağanakları biriktirmektir avucunda, bir nevi..
Oysa Mayıs ayında yağmur olmaz diye bilirdim ben..
Geçenlerde, telefonun ucundaki birine
Kapatırken bütün pencerelerimi
Aniden ve hızla
Aniden ve büyük damlalarla
Çarptı yüzüme uzaklık
İşte o günden beri...

(Uyuyankar  04/06/2008)

24 Aralık 2010 Cuma

Leyla


(Günün Şarkısı)

Bir sabah çıksam kaybolsam
Dönmesem kalsam anılarda
Belki bir sevda türküsünde
vurulurdum
Gel künyemi al dağlardan

Aşk nedir söyle, kayboldum
Belki bir düşte unutulmak
Her sabah bir dev masalında
uyanınca
Hep çocuk kalmak kurtulmak

Kar yağıyor bu gece
Öyle beyaz ki şehir
Anlamak bir ömür sürer
Hayat niye kirlenir

Karlı bir gece sen buldun
Kaldırımlarda kalbimi
Al götür rüzgarlara savur,
hadi durma
Ver benim eski yarimi

Ben kimim söyle kayboldum
Dönmedim kaldım anılarda
Her sabah bir çöl masalında
uyanırdım
Belki de yanlış bir Leyla
Ezginin Günlüğü

22 Aralık 2010 Çarşamba

Deniz



Sahil boyu koşup,
 soluksuz kalan
ve dizlerine abanan 
 yorgunluğuma rağmen,

Denize yakın olmanın sevincini,
hiç unutmuyorum.

...

"Ne güzel güldün” dedi  ansızın
“Bilmem” dedim, aynı an içinde

Oysa, ne yeni tanımıştım O’nu,

Ne de ilk kez gülmüştüm O’na."

-diye düşünerek , gülümsedim bir kez daha

Hayat'a.

20 Aralık 2010 Pazartesi

BEN



 Cok aradim...
Kendimi..

Her seferinde giden
 Ben oldugumu düsündügümde,
 Aslinda giden Ben degil
Benden bir parca gidiyormus..
Kalan yine Ben..
Ama azalmis ,
Bitmek üzere bir Ben!

Sonra kac kez bakiyorum aynaya..

Bakan ben,
Gören Ben..
Ama susan
Hala Ben..


(seheryıldızım 14/11/2007)

18 Aralık 2010 Cumartesi

Bez Bebek



"...yine de gidersin"

yine-de gidişlerde
aslında üç ömürlük yolda yürüsen
aslında çok çok uzağa gidemediğini farkedersin
başını çevirip ilk baktığında içine...

yinede-de gidişlerin tümü
hep rahatsız yolculukların seyahat şirketi gibi
hiç bi gidişte kendini memnun hissetmezsin...

yine-de gidişlerde
geride kalan bez bebek kadar
hüzünlü bakar içinin bir yeri
ve sonrada susar
tıpkı o bez bebek kadar
uzun
ve küskünce...


(safakk1 17/05/2008)

14 Aralık 2010 Salı

Ay Prensesi



Yazdın ya sen, masal oldun artık...
Hadi , yaşa şimdi masalını.

Masalsın...


(benmeral  29/04/2008)

13 Aralık 2010 Pazartesi

Duruş



 
Sustum ''yine''...

Bildiklerimi ''sana'' mühürledim...
Bilmediklerime kapalı kutuyum.... 



(Gathering  24/04/2008)

Deli

 
Bir taş attım kuyuya,
Bu akılla çıkamıyor dışarıya..

Bir deli lazım zannımca...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Yol(cu)



Şu ışığın aydınlatmadığı sayfalarda yazan,
 karanlıkları düşündüm...

Bir mektubun sıcak dizelerinin bittiği yerde
 ne kadar soğuduğunu, anın.

Bence aşk adı olmayan bir yolcu,
Dahası gideceği yeride bildiği şüpheli...

Ama yolculuğun kendisi aşk
 ve varacağı yerden öte,
Yola çıkardığıyla anlamlı hep...

Ada 'dır, her aşkın limanı...


(Ateşinsesi  07/04/2008)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Kaçmak



Işıklar söndüğünde,  perdeden yansıyan ses ve görüntüye dalan  bakışlarımın, filmden bağımsız olarak, o anı sadece kendime ait hissettiren bencil bir duruşu olduğunu itiraf ediyorum.

Hiçbir zaman dik oturamadığım  geniş koltukta  başımı geriye  yaslayarak ve bacağımın tekini diğerinin üzerine atarak, tüm o kalabalığın içinde kendimi yalnız ve huzurlu hissetme duygusu filmden ağır basıyor her seferinde.Filmse eşlik ediyor o an'a sadece..

İçinde bulunduğum resmi tamamlayan, yan koltukta oturan dost’un ısmarladığı mis kokulu kahve elimden düşmüyor bir süre..
Film öncesi paylaşılan havadisler eşliğinde içilmeye başlanıyor ilk..
Fısıltı ile konuşurken…
Fısıltı ile bakarken gözlerine…


“..ben her zaman masallara kaçardım
....hayalet olurdum
.....kaybolurdum ”

Diyor bir ses  sonra..
Tekrarlıyor birkaç kez hatta, işiteni bir yerlerinden  vurduğunu hisseder gibi.
Kazım Koyuncu ya dair sözlerin neşesini ve hüznünü bırakmak istemezken henüz, ben...
Kayboluyorum bir süre bu sözlerin içinde, hayalet olamadan...

Ve

“Ben gidince”

Diye yazıyor,  yorgun ve yolculuğa hazırlanan sevgili….


(Av Mevsimi'nden kalanlar)

2 Aralık 2010 Perşembe

Hasır Altı



Sokağın köşesinde, o eski kaldırımda  oturdum bugün…

Yorgun değilim..
Belki biraz düşünceli..
Belki… o bile değil..
Ama bir ağırlık var , çözemediğim.
Gözlerimden dökülenin ne olduğunu bile bilmiyorum
Bakış mı? Söz mü?
Bilmiyorum.

Büyüdüğüm eve bakıyorum durmadan.
Eskimiş dış görüntüsüne.
Yenilenmiş olsa da ben biliyorum eskidiğini,yıprandığını.
Aynı yaşta olduğumuzu.

Tıpkı içim gibi.

Saçlarımı boyattım, büyürken..
Kirpiklerimi sonra…
Afilli birkaç kıyafetle gülümsedim kendime aynada..
Ama yine de değiştiremedim hislerimi.
Korkan..ama korkmamış gibi yapan…
Susan ama suskunluğu anlaşılmayan ..

Seksekler çizdiğim asfalta dokundum sonra.
Sanki arkadaşlarımın ayak seslerini duyacakmışım gibi, dinledim sesini.

Yoklar…
Hepsi ayrı asfaltlarda geziyor şimdi..
Seksek oynamadan,
İp atlamadan.
Sadece koşuyorlar, ama durmadan..bir gazoz (içme) arası vermeden..
Hayatı yakalamak için..tutmak için..ve sarılıp tekrar kaybetmemek için

Tıpkı benim gibi…

Spor ayakkabılarımın bağcıkları çözülmüyor artık.
Hırkalarımın düğmeleri kopmuyor..
Kirlenmiyor ellerim…
Terlemekse, gördüğüm rüyaların etkisi…

Kendimleyim bugün..
İçimle..
Dışımla..
Herşeyimle.

Özlemişim, hasır altı düşüncelerimi…

1 Aralık 2010 Çarşamba

Liman




"Bambaşka bir şehirde
Bambaşka bir limanda
el sallar gibi

Yolculadı
Yabancı sözlerin.."

Dedim...

....

Çok güzeldi.
Sabah çiği gibi
ve hüzünlüydü çok

Dedi ve ekledi;

Bir başka şehirde
bir başka limanda
ve artık sana yabancı bakan gözlerle uğurlanmak
çok, çok acıtıcı ...

sonra artık o gemi
artık nereye giderse gitsin farketmezki kimine
farketmezki vardığı liman
yada inmiş mi inmemiş mi
o yabancı gözlerle el sallanan
farketmezki

çünkü artık insan onu o şehrin o limanında
öyle yabancı gözlerle uğurlayan rıhtımda
 bırakmıştır belkide ruhunu
ve o yabancı gözlerle uğurlayan
 dönüp gitmiştir günün kalanına
ve hayatın

ama ruhun ne gidebilmiş
ne de kalabilmiştir
öyle bi başına
ve en kötüsü de
o şehir
o liman
ve yabancı bakan gözden başka,
 içinin başka bir "kimsesi" yoksa
sen artık kocaman yer yüzünde,
 artık "kimsesizsindir"

artık o gemi varmış mı bi başka limana
artık o yolcu varmış mı
inmişmi bi başka rıhtıma
farketmez ki kimine
farketmez ki......



(Şafakk1  04/03/2008)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...