30 Kasım 2010 Salı

"Asu"



Tutuyorum isyanımı içimde. Unutmuyorum...
Ne zaman çıkar gün yüzüne bilmeden, bir genç kız edasıyla saklıyorum çeyiz sandığımın diplerinde.

Her şeye isyan edesim varken  bu günlerde , o yüreklilikte ve bu sakinlikte ne yapabilirim diye düşünüyorum sessizce.

Ama içimdeki “Asu”…

İşte o “ Asu” ısrarla çıkmak istemekte , dışıma.
Şöyle iki adet sakızı atıp ağzına, evirip çevirip dişlerinin arasında ,  sonrada pat küt patlatıp, tükürükler saçası var etrafına.

Bir de kuralsız kıyafetlerle dolaşası ve etrafındaki o gri yüzlere  ne bakıyorsunuz  (ulen) diyesi var en umursamazından.

Bu sabah uzun baklava desenli çoraplarımı aradı durdu kutunun içinde. Şafağı yeni sökmüş sabahın, odamın içine düşmüş uykusuzluğunda ne işi varsa, sordu durdu aklımın içinde.

Üzerine kot bir şort çekip en salaşından bluz giymek istedi bir de..Utanmasa , yıllaaar önce aldığım Harley Davidson çizmelerimi (ön tarafında  kartal işlemesi olan, ne havalıydı be) çıkar artık diye azarlayacaktı beni.
Ama dur dedi kendine..saklandı onlar, yeni nesile…

Neyse ki akıllı uslu ben,  tüm heyecanıma rağmen engel oldum tüm iç seslerime.
Silerek “Asu” yu zihnimden, siyah ve beyaz eşliğinde oturuyorum işte ofisimde..

Ah Asu ah!!!
Gerçek olacaktın "Sen" ve ne eğlenecektik "Ben"le  birlikte…

27 Kasım 2010 Cumartesi

Şehir




Uzaklarda ışıkları gözüken bir şehrin gizemiyle, senin varlığının gizemi arasındaki bağı anlamaya çalışmakla geçip gitti zaman...

İkinizde uzağımdaydınız...
İkinizde içimde...

Yabancı kentlerin insanları arasına karışmak ve onların 'biz buralarda yabancıları sevmeyiz' türünden attıkları bakışlar gibi, senin keşfinde bazı duygularının da kendine hiç söz ettirmemesi ve hemen kendini savunmaya geçmesi de bir tesadüf olamaz...

Seni tümüyle zamandan koparıp alamam...

Zamana iade edip hiçbir şey olmamış gibi ise gidemem hayatından...
Bir çetrefilli aşk bizimkisi...
Derme çatma umutların gölgesinde,
düş denen çocuğumuzu büyüttüğümüz...


(AntikYalnızlık'tan  12/02/2008)

23 Kasım 2010 Salı

Klavye(M)



Bazen bir tek klavyem olsa diyorum şu hayatta.

Basıp   “pause” tuşuna durdursam  hayatı bazı anlarda.
Bazen çıkarken bir cümle yüreğimden,
Ses olmadan henüz, silebilsem .

Ya da bir düşünceyi oluşmadan henüz “Esc” tuşuyla,  yok etsem.

Ona kadar sayabilsem sayıları mesela klavye sınırlarında..
Daha fazlası olmasa..
Bir hüzün..iki hüzün..üç hüzün derken,
Son nokta on olsa ve adı mutluluk konsa.

Bazen bir tek ben olsam diyorum şu koca dünyada…
Bir “ben” kadar olsa her şey…
O kadar az..
O kadar çok, belki de…


(Ben, 23/11/2010)

21 Kasım 2010 Pazar

Kış Güneşi


Sözlerin;
Kış mevsiminde,
Ayazda,
İçi ısıtan, bedeni ısıtan
Kış Güneşi gibi....


Ki ne kadar soğuk olursa olsun,
Sırtına değen Kış Güneşi,

Hep ısıtır.
Belki donmuşsa sular,

Eritir.

Onun için hep sevdim,
 Güneşi
ve
Seni 


 

(Vili  22/01/2008)

17 Kasım 2010 Çarşamba

Masal(ım)



Ben de cocuk olmayi isterdim,
 bir zamanlar..

Masallardaki kahramanlarimi
aradigim gunler,
çok oldu..

Aslinda herseyin ,
kendimde basladigini ogrendim sonra..

Fil(i)min kahramani benim!

Film nasil biterse bitsin,
Hep oyle kalacak!

(Seheryıldızım 05/12/2007)


14 Kasım 2010 Pazar

Işık



 
Kızın yüzünde,
garip bir ışık vardı
ve eğer
mevsim yaz olmasa ,
izleyenler,
 bir sobanın çıtırtılarını duyduklarına ,
yemin
edebilirlerdi.. 
.

(Aşktozu  11/11/2007)

11 Kasım 2010 Perşembe

Tam Ortası


Kopup kopup gidivermeler olmalı insanın içinde,
 vucüdunu orada bırakarak
Bakıp bakıp dalıvermeler olmalı gözlerinde,
 baktığı yerden uzak
Kaçıp kaçıp kaçıvermeler olmalı beyninde,
 her şeyi bırakarak
Ellerine
Ruhuna
Dudaklarına
Bulutlara


En arka odaya gir ruhunda, biraz dinlen
Diplerde yüz
Ya da beyninin unutulmuş köşesinde,
Karıştır biraz birikenleri

Sonra gel yine
Tam ortasına hayatın
Hemde bile bile
Ve gör
Nasılda mecburmuşuz sevmeye
Sevilmeye, öğrenmeye
Sabretmeye
Nasılda paylaşırmış insan
Ama isterse
Ama değerse


(Bluelove  27/09/2007)

9 Kasım 2010 Salı

Yürekten Yüze





Dedim ki;

"Yüreğinin götürdüğü yerde bir yüz beliriyor.."

Dedi ki;

Yüreğin götürdüğü yer, bir yüze değdi ise,
Ya yüreği görmeli yüzde,
Ya da yüreği koymalı olduğu yere...

Yürekten yüreğe..
Yüzden yüze...


(Amozonik  08/09/2007)

6 Kasım 2010 Cumartesi

Umut


 Mavi umut koydum ben adını
Adı belki de umut olmalı,
 yeniden başlayan yaşamın..

Mavi umut..

Derin okyanuslarda ilerlerken,
 ruhu bembeyaz hissettiren ,
mavi bir umut..

Olur mu ki?
Belki..

(Vivaforever 12/08/2007)

4 Kasım 2010 Perşembe

Renk-Siz



Çamaşırlarımızı da kendimiz gibi,
yüzümüz gibi,
içimiz gibi ,
öylece ortaya dökebildiğimiz,
açabildiğimiz zamanlardı...

Aynı onlar gibi rengarenktik.
onlar gibi yanyana durabiliyor,
yaşayabiliyorduk.
onlar gibi mis kokabiliyorduk.
temizdik. ..

Şimdi bizlerde türlü türlü maske,
tak çıkart, gizlen, kaç...
Bir renksizlik..


Mandal tutmaz,
biraraya gelmez,
ipe sapa dizilmez yalnızlık...
sahte, gazlı, uçucu bir deodorant kokusu...

Of, eski zamanlar...


(MaidensTower 31/7/2007)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Yolculuk



Bir otobüs yolculuğu yapalım, ne dersin ???
Gece olsun ama...
Çıt çıkmasın...
Durmaksızın konuşalım yine....
Gittiğimiz yer önemli olmasın...
Birlikte gidişimiz olsun değerli...


(Vildan, 29/05/2007)

1 Kasım 2010 Pazartesi

Zincir


Böyle mi olacak ?
Hiç iç içe geçemedik hayatla,
Herkes gibi yaşayamadık umursamaz
Balıklama dalamadık
Alışılmış, herkesin sürdüğü hayata alışamadık
Hep ayrı kaldık
Kaç kez söz verdik kendimize
Kaç kez söyledik
"Dur yeter bırak kendini" dedik
Zincirleri gördük...

Sorduk
Kim bağladı bizi buralara
Nasıl farketmedik
Yapacaklarımız vardı
Yapamadık
Kelebek ömrü kadar hayat
Bildik
Ama alışılmış hayattan dışarı çıkamadık
Çevrilen alanda yaşayamadık
Hep gidip gidip dikenli tellere takıldık
Ondan yara bere içindeyiz
Acılarımız var
Sebepsiz
Ortalarda yaşayanlar dışladılar bizi
Ateşe koşan böcekler gibiyim
Böyle kendimi çarpa çarpa mı öleceğim
Her sabah hoşgeldin deyip sarılmak isterken hayata ?

Hoşgeldin

(01/11/2007 Bluelove)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...